Skip to content Skip to footer

BRAD DIETER | NASM VE ATHLETIC HOUSE ACADEMY İLE GÜNCEL KAL!

Enerji dengesi, sağlık ve fitness alanının temelini oluşturan en önemli kavramlardan biridir. Hem genel sağlık durumunun korunmasında hem de fiziksel performansın geliştirilmesinde belirleyici bir rol oynar. Beslenme danışmanlığından kişisel antrenörlüğe, kuvvet ve kondisyon programlarından spor koçluğuna kadar sağlık ve fitness alanının neredeyse tüm uygulamalarında geçerliliğini koruyan bir ilkedir. Bu nedenle enerji dengesinin doğru, sistematik ve bütüncül biçimde anlaşılması büyük önem taşır.

Bu makale, enerji dengesinin temel prensiplerini ele alarak metabolizma ile olan ilişkisini açıklamakta ve enerji dengesinin nasıl değiştirilebileceğine dair temel bir çerçeve sunmaktadır.

ENERJİ DENGESİ NEDİR?

Konuya doğrudan girecek olursak, insan fiziksel evrende var olan bir canlıdır. Biyoloji ne kadar karmaşık ve hayranlık uyandırıcı görünse de, bedenimiz eninde sonunda fizik yasalarına göre işler. Bu da insanın, temelde kütleden oluşan karmaşık bir sistem olduğu anlamına gelir — ve tam bu noktada enerji dengesi kavramı önem kazanır.


Enerji dengesi, insanların nasıl kilo aldığını, kilo verdiğini ve mevcut ağırlıklarını nasıl koruduklarını anlamamıza yardımcı olan temel bir kavramdır. Bu kavram, fiziğin en temel ilkelerinden biri olan enerjinin korunumu yasasına dayanır.

Enerjinin korunumu yasasına göre; enerji, izole bir sistemde yoktan var edilemez ve var olan enerji yok edilemez; yalnızca bir biçimden başka bir biçime dönüşür.

Bu ilke, insan vücuduna giren ve vücuttan çıkan tüm enerjinin hesaba katılması gerektiği anlamına gelir. Net enerji miktarındaki her farkın bir karşılığı vardır. Bunu daha basit şekilde açıklamak için, insanlarda enerji dengesiyle ilgili üç olası duruma bakalım.

1) Vücuda giren enerji > Vücuttan çıkan enerji → Vücut pozitif enerji dengesindedir.

2) Vücuda giren enerji < Vücuttan çıkan enerji → Vücut negatif enerji dengesindedir.

3) Vücuda giren enerji = Vücuttan çıkan enerji → Vücut dengede (eşit enerji dengesinde)dir.

ENERJİ DENGESİ TÜRLERİ NELERDİR?

Yukarıda enerji dengesiyle ilgili bazı temel kavramları ele aldık ve pozitif, negatif ya da eşit (denge halinde) enerji dengesinde bulunabileceğimizi gördük. Peki bu durum günlük yaşamımızda bizim için tam olarak ne anlama gelir?



Enerji dengesini anlamanın en basit yolu, enerjinin vücudumuza nasıl alındığını ve vücutta nasıl harcandığını incelemektir. Vücuda giren enerjiyi anlamak oldukça kolaydır; bu enerji tükettiğimiz besinlerin içerdiği kalorilerden sağlanır.

Vücudumuzdan çıkan enerji ise biraz daha karmaşıktır. Bu enerji; bazal metabolizma (oldukça karmaşık bir süreçtir) ve enerji gerektiren her türlü fiziksel aktivitenin toplamı sonucunda harcanır. Vücuttan çıkan enerji genellikle Toplam Günlük Enerji Harcaması (Total Daily Energy Expenditure – TDEE) olarak adlandırılır. Çoğu insanda TDEE aşağıdaki bileşenlerden oluşur:

● Bazal Metabolizma Hızı (Basal Metabolic Rate – BMR): Vücut dokularının yalnızca canlılığını sürdürmesi ve normal işlevlerini yerine getirmesi için harcanan enerji miktarıdır.

● Besinlerin Termik Etkisi (Thermic Effect of Food – TEF): Tüketilen besinlerin sindirilmesi, emilmesi ve işlenmesi için gereken enerji miktarıdır.

● Aktiviteye Bağlı Termogenez (Activity Thermogenesis): Hareket sırasında harcanan enerjidir. Hem planlı egzersizleri hem de günlük yaşamda yapılan yapılandırılmamış hareketleri (örneğin bir yerden bir yere yürümek veya ev işleri yapmak) kapsar.

Bu bileşenler, vücudun pozitif, negatif ya da eşit (denge halinde) enerji dengesinde olup olmadığını belirleyen başlıca unsurlardır.

POZİTİF ENERJİ DENGESİ

Yukarıda belirtildiği gibi, vücuda giren enerji miktarı vücuttan çıkan enerji miktarından fazla olduğunda pozitif enerji dengesi söz konusudur. Pozitif enerji dengesi; enerji alımının fazla olması, enerji harcamasının düşük olması ya da her iki durumun birlikte görülmesi sonucunda ortaya çıkabilir.

Burada önemli olan nokta, mutlak miktarlardan ziyade göreli miktarların belirleyici olmasıdır.

Pozitif enerji fazlası (kalori fazlası), alınan kalorinin harcanan kaloriden fazla olması durumunda ortaya çıkar. Bu durum, ya çok yüksek kalori alımından ya da çok düşük enerji harcamasından —ya da her ikisinin birleşiminden— kaynaklanabilir.

NEGATİF ENERJİ DENGESİ

Pozitif enerji dengesine benzer şekilde, negatif enerji dengesi enerji dengesizliğinin ters yönde oluşmasıyla ortaya çıkar: harcanan enerji, alınan enerjiden daha fazladır. Bu durumda vücudun kullandığı enerji, depolanmış enerji kaynaklarından karşılanır. Bu enerji; depolanmış karbonhidratlar (glikojen), yağ depoları veya protein dokularından sağlanır.

TAM (EŞİT) ENERJİ DENGESİ

Tam enerji dengesi, vücuda giren enerji ile harcanan enerjinin birbirine eşit olduğu durumda oluşur. Gerçekte bu dengeyi çok kısa zaman dilimlerinde (örneğin tek bir gün içinde) tam olarak sağlamak oldukça zordur; ancak haftalar veya aylar gibi daha uzun sürelerde bu dengeyi korumak nispeten kolaydır. Bu nedenle birçok insanın vücut ağırlığı yıllar boyunca büyük ölçüde sabit kalabilir.

ENERJİ DENGESİ DENKLEMİ: ENERJİ DENGESİ NASIL ÖLÇÜLÜR?

Enerji dengesini değerlendirmek için en etkili yöntemlerden biri, vücut ağırlığını uzun bir zaman dilimi boyunca takip etmektir (günler değil, haftalar veya aylar boyunca). Vücut ağırlığı, hidrasyon durumu, glikojen depoları ve diğer değişkenler nedeniyle gün içinde ya da haftadan haftaya önemli dalgalanmalar gösterebilir. Ancak birkaç hafta veya ay boyunca ölçülen ortalama vücut ağırlığı, kişinin içinde bulunduğu enerji dengesi durumunun oldukça güvenilir bir göstergesidir.

Eğer vücut ağırlığı haftalar veya aylar içinde artıyorsa, kişi pozitif enerji dengesindedir. Buna karşılık, vücut ağırlığı haftalar veya aylar içinde azalıyorsa, kişi negatif enerji dengesindedir. Eğer vücut ağırlığı bu süre zarfında sabit kalıyorsa, kişi eşit (tam) enerji dengesindedir.

Enerji dengesini ölçmenin birçok yöntemi vardır; bunların bazıları diğerlerine göre çok daha ayrıntılı ve karmaşıktır. Metabolik odalar (metabolic chambers) ve çift işaretli su yöntemi (doubly labeled water) gibi laboratuvar ölçümleri oldukça yüksek doğruluk sağlayabilir. Ancak bu yöntemler, bilimsel araştırmalar dışında çoğu uygulama alanı için pratik değildir.

ENERJİ DENGESİNİN METABOLİZMA İLE İLİŞKİSİ NEDİR?

Enerji dengesi ile metabolizma birbiriyle yakından ilişkilidir; ancak bu ilişkinin doğası çoğu kişinin düşündüğü kadar basit değildir.

Bir açıdan bakıldığında, metabolizma enerji dengesi üzerinde doğrudan etkilidir. Eğer Toplam Günlük Enerji Harcamanız (TDEE) çok yüksek ya da çok düşükse, tam enerji dengesinde kalma olasılığınız azalır. Örneğin, yoğun antrenman dönemlerinde günde 7.000–10.000 kalori harcayan sporcular için enerji dengesini korumak çoğu zaman zordur çünkü günde 10.000 kalori tüketmek oldukça güçtür.

Buna karşılık, sedanter bir yaşam süren ve günde toplam yaklaşık 1.500 kalori harcayan bireyler, çoğu zaman pozitif enerji dengesi durumuna girerler; çünkü enerji alımını sürekli olarak bu kadar düşük düzeyde tutmak oldukça güçtür.

Öte yandan, enerji dengesi metabolizmayı da etkileyebilir. Bu konu sıklıkla yanlış anlaşılır ve birçok kişi bunu “açlık modu” olarak adlandırır. Oysa gerçekte, bir kişinin içinde bulunduğu enerji dengesi durumu, toplam günlük enerji harcamasını (TDEE) önemli ölçüde etkiler; ancak, dinlenme metabolizma hızını belirgin ölçüde değiştirmez.

Örneğin, bir kişi pozitif enerji dengesi durumunda olduğunda, vücut bu durumu dengelemeye çalışarak toplam enerji harcamasını artırma eğilimi gösterir. Ancak bu artışın büyük bölümü genellikle egzersiz dışı fiziksel aktivitenin (non-exercise activity) artmasından kaynaklanır. Bunun tersi de geçerlidir. Negatif enerji dengesi durumunda ise vücut dengeyi sağlamaya çalışarak enerji harcamasını azaltır ve bu azalışın büyük kısmı fiziksel aktivitedeki düşüşten kaynaklanır.

ENERJİ DENGESİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

Enerji dengesi çeşitli nedenlerle önemlidir; ancak en temel iki neden sağlığın korunması ve performansın en üst düzeye çıkarılmasıdır. Enerji dengesi denge durumundan belirgin şekilde saptığında, hem sağlık hem de fiziksel performans olumsuz etkilenir.

Bir kişi uzun süre pozitif enerji dengesi durumunda kaldığında, fazla enerji öncelikle vücut yağı olarak depolanır. Zamanla bu durum yağ dokusunun artmasına (adipozite artışı) yol açar ve beraberinde kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, hipertansiyon ve diğer kronik hastalıklar gibi önemli sağlık risklerini getirir.


Uzun süre negatif enerji dengesi durumunda kalan bireylerde, oluşan enerji açığı vücuttaki dokular kullanılarak karşılanır. Bu durum çoğu zaman performansın düşmesine ve stres kırıkları, tendon ve bağ hasarları gibi yaralanmaların yanı sıra diğer sakatlıkların riskinin artmasına yol açar. Sporcular, kariyerlerinin büyük bölümünde dengeye yakın bir enerji dengesini ya da çok küçük bir enerji fazlasını korumaya çalışmalıdır. Vücut ağırlığını veya yağ oranını azaltmanın gerekli olduğu dönemlerde ise yalnızca kısa süreli enerji açıkları oluşturulması önerilir.

ENERJİ DENGESİ NASIL DEĞİŞTİRİLİR

Temelde, bir kişinin enerji dengesini güvenli ve etkili bir biçimde değiştirmesinin üç temel yolu vardır:

1- Besin alımını değiştirmek

Besin tüketimini artırmak ya da azaltmak, kişinin aldığı toplam enerji miktarını doğrudan değiştirir.

2- Planlı egzersiz miktarını değiştirmek

Kişiler planlı egzersiz düzeylerini çeşitli şekillerde değiştirebilirler:

– Antrenman sıklığını artırıp azaltabilirler,

– Antrenman sürelerini uzatıp kısaltabilirler,

– Antrenman yoğunluğunu değiştirebilirler.

Bu yaklaşımların her biri toplam enerji harcamasını değiştirmeye yardımcı olur.

3- Egzersiz dışı fiziksel aktiviteyi değiştirmek

Bir kişinin yaptığı egzersiz dışı günlük hareketlilik, çoğu zaman enerji harcaması üzerinde en büyük etkiye sahiptir. Daha fazla yürümek, ev işleri yapmak, merdiven kullanmak gibi davranışlar enerji harcamasını artırmanın etkili yollarıdır. Buna karşılık sedanter bir yaşam tarzı, enerji harcamasını önemli ölçüde azaltır.

BRAD DIETER

MA, MS, CSCS, NASM-CPT, CNC, CES, PES.

Brad eğitimli bir Egzersiz Fizyologu, Moleküler Biyolog ve Biyoistatisttir. Washington Eyalet Üniversitesi’nden lisans derecesini aldı, Idaho Üniversitesi’nde Biyomekanik alanında yüksek lisans yaptı ve doktorasını Idaho Üniversitesi’nde tamamladı. Translasyonel bilim alanındaki doktora sonrası araştırmasını Providence Tıbbi Araştırma Merkezi, Providence Sacred Heart Tıp Merkezi ve Çocuk Hastanesi’nde tamamladı; burada metabolizma ve inflamasyonun hastalığın moleküler mekanizmalarını nasıl düzenlediğini inceledi ve diyabetik komplikasyonlar için yeni tedavi yöntemlerinin keşfedilmesine dahil oldu. Şu anda Dr. Dieter, Outplay Inc ve Harness Biotechnologies’in Baş Bilimsel Danışmanı ve Macros Inc’in ortak sahibidir, ve sağlık teknolojisi ve biyoteknoloji alanlarında aktif olarak çalışmayı sürdürmektedir. Buna ek olarak, Bilimsel Danışma Kurullarındaki rolü ve sağlık, beslenme ve takviye konularında düzenli yazıları aracılığıyla bilimsel destek sağlamaya ve halkı eğitmeye devam etmektedir. 

Kaynak: https://blog.nasm.org/a-guide-to-energy-balance

Go to Top